YÖRESEL OYUNLAR
Bu sayfayı ziyaret edip de aşağıda detayları anlatılan oyunlardan
oynayan acaba kaç kişi vardır? Televizyon icat edilmeden önce insanlar, en azından
Yayalarlı insanlar bu oyunlarla eğlenirdi. Talk Shov’cular yoktu o zaman. Çoğu
unutuldu, ya da unutulmaya yüz tuttu. Belki birileri bu oyunları hala
oynuyordur? Ya da oynamayı istiyordur? Hatırlamak ve hatırlatmak için aldık
aşağıda, bildiğimiz kadarıyla anlattık.
KİBRİT KABI: Eskiden çocuklar kibrit
kutularının resimli yüzleri yırtılarak kartlar oluşturulur ve oyunlar
oynarlardı. Bu kartlarla 2 tür oyun oynanmakta idi. Birincisi 2 kişi ile oynanır
ve kartlar karıştırılıp sırayla basılırdı. (bir çeşit pişti gibi ama vale yok.)
Aynı resimli kart rastlarsa yerdeki kartları alırdı. İkinci oyun ise bir
duvardan 70-
BİLYELİ ARABA: Bir dönem çok meşhur
olan bir oyuncaktı. Tabii ki marketten yada oyuncakçıdan alınmaz, mühendislik
kabiliyeti olanlar kendileri yaparlardı. Bu arabalarla yarışlar yapılırdı.
Bu yarış parkuru daha çok köyden gocagöle giden hafif eğimli yol ile Cabarların
oradan Dübekönü’ne inen yol idi. Yukarıda da söylediğimiz gibi biraz
mühendislik kabiliyeti gerektirdiğinden ya büyüklerden yardım almak gerekiyordu
ya da yaşça büyük çocukların oynayabileceği bir oyuncaktı. Yapılışı: 4
sopa, oturmaya yetecek kadar tahta, 3 bilye (rulman) (2'si aynı büyüklükte
biri diğerlerinden farklı olabilir, büyük olması tercih
sebebidir) ile bunları birbirine tutturacak kadar çivi bu oyuncak
yapımı için yeterli idi. Bu 4 sopanın birisine büyük bilye takılır ve
sopanın ortasına kadar bilye indirilir. Ama bu sopa bilyeye biraz zor geçmeli
ki çabuk çıkmasın. Bu ön teker vazifesi görür. Bilyenin dağından solundan
uzanan sopa ise dümen niyetine kullanılır. Diğer bir sopaya ise kalan 2
bilye takılır. Bunlar arka teker vazifesi görürler.Bu iki sopa diğer
kullanılmayan 2 sopa ile birleştirilir ve tahtalar son kullanılan sopaların
üzerine oturmaya uygun şekilde çiviyle tutturulur. Böylece 3 tekerlekli bir
oyuncak ortaya çıkardı.
UÇURTMA: Uçurtma yapmak ve
uçurmak da eskiden çokça oynanan bir oyundu. Daha çok ilk bahar ve sonbaharda
(rüzgarlı olması nedeniyle) oynanırdı. Uçurtmalar şimdiki gibi renkli şekilli
değildi. Naylon poşetlerden, tütün naylonlarından elle yapılır ve genellikle
6'gen olurdu. Bu uçurtmalar daha çok harman yerlerinde uçurulurdu. Uçurtmanın
düzgün uçması ve yükseğe çıkması itibar kaynağı idi. Rüzgar yetersiz gelince
koşturarak uçurmak bir başka çözümdü.
KEMİK: Özellikle mehtaplı
gecelerde oynanan bu oyunda çocuklar iki gruba bölünürler. Gruplardan birisi
diyelim ki “A” grubu, diğeri “B” grubu adını alır. Bir merkez belirlenir ve bir
taş dikilir. Küçük beyaz bir kemik bulunur. Oyunculardan bir grup bu kemiği bir
yere atar, ay ışığında her iki grup da bu kemiği aramaya koyulur. Kemiği önce
bulan gruptan örneğin A grubu bulduysa, “A grubu B’ye bindiii” diye bağırır. A
grubuna dahil olanlar, B grubundan kimi yakalarlarsa sırtına binerek
kendilerini merkezdeki taşa kadar taşıtırlar. Yakalanmadan merkeze kadar
koşanlar ise rakiplerini taşımaktan kurtulurlar. Oyun böylece sürüp gider.
YÜZÜK: Kış
geceleri kadınlı erkekli erişkin grupları tarafından oynanan bir oyundur. Oyuna
katılanlar iki gruba ayrılırlar, her gruptan bir kişi seçilir. Yazı tura atarak
oyuna kimin başlayacağı belirlenir. Düz bir zeminde 10-12 parça çorap veya
mendil serilir. Bunların birisinin altına gruptan 1 oyuncu tarafından yüzük
saklanır. Diğer tarafın oyuncularından birisinden yüzüğün hangi parçanın (çorap
veya mendil) altında olduğunu bilmesi istenir. Bulamazsa sıra aynı gruptan bir
sonraki oyuncuya geçer. Yüzük bulunduğunda kaç parça örtü varsa o grubun
hesabına o kadar puan yazılır. İlk açan kişi yüzüğü bulursa 20 puan alır.
Önceden belirlenen 200-300 gibi bir puana ilk erişen grup oyunu kazanır.
Kaybeden ekip diğer ekibe ziyafet vermek ya da başka bir isteklerini yerine
getirmek durumundadır.
ÇELİK ÇOMAK: 75-80cm
uzunluğunda bir sopa [çomak) ve 20-25cm uzunluğunda küçük bir sopa (Çelik) ile
oynanır. Küçük sopa yerde açılan küçük bir çukura dengeli bir biçimde konur.
Çomakla altından karşıdaki kişiye olanca hızıyla atılır. Karşıdaki kişi çeliği
yakalarsa atan kişi değişir. Yakalayamazsa çeliği yerden alır kazılan çukura
doğru eliyle atar, ebe ise çeliği çukura yanaştırmamak için elindeki çomakla
vurmaya çalışır. Attığı çelik çukura ne kadar uzakta olduğu çomakla ölçülür, bu
mesafe bir çomak boyu ise ebe sayı alır, değilse ebe yer değişir. Bu sayıları
neticesinde kararlaştırılan ceza verilir.
GÖMME ÇELİK: Beş altı çocuk
tarafından dışarıda yumuşak toprak zeminde oynanan bir oyundur. Her bir çocuk
oyun alanında kendine bir köşe belirler. Tüm çocukların ellerinde birer sopa
bulunur. Ayrıca tek bir küçük sopa da (çelik) vardır. Bir çocuk başka bir
çocuğa çeliği atar, o da elindeki sopayla çeliği çeler. Çeliği atan çocuk
çeliği almak için koşarken diğer çocuklar onun köşesine çukur kazıp sopalarını
dikmeye çalışırlar. Çeliği kapan çocuk da arkadaşlarının boş köşelerine çeliği
bırakmaya çalışır. Herkes hem sopasını dikip hem de kendi köşesini korumaya
çalışırken sopasını dikemeyen ya da köşesine çelik bırakılan çocuk bir sonraki
oyunda çeliği atacaktır. Oyun sonunda belirlenen derinliğe ulaşan çukura
(örneğin 30-
UZUN EŞŞEK:(Bu oyunu
büyüklerde oynayabilir) 4 ve daha fazla insanla oynanır.Ebeler 90 derece eğilip
birbirine kenetlenir.En baştaki oyuncu, ayakta ve bir ağaca yada duvara
yaslanmış durumdadır.Diğerleri karşıdan koşarak diğerlerinin sırtına
binerler.Ve mani okuyarak 1 den 5 e kadar bir rakam tutarlar.Diğerleri rakamı
bilirse yer değiştirilir.
KAZIK:Ağaçtan
yapılmış kazıklar çamur ve çukur bir bölgeye saplanarak oynanır.Çamura
saplanmış kazığı hem çamura saplayıp, hem deviren kazığı kazanı.Diğer oyuncu
başka bir kazıkla oyuna devam eder.
İP ATLAMA:
Uzunca bir ipin uçlarından iki kişi tutarak düzenli bir biçimde ve
yükseklikte sallarken diğerleri belli hareketlerle ipin yere indiği
noktada üzerinden sıçrarlar. Ayağı ipe takılan ya da atlayamayan ipi
sallayanlardan birinin yerine geçer. Oyun bu şekilde devam eder.
İSTOP (STOP): Ebe kişi topu havaya
atar ve oynayanlardan birinin ismini söyler. İsmi söylenen oyuncu topa
doğru koşarken, diğerleri kaçmaya başlar. Adı söylenen kişi topu yere düşmeden yakalamaya
çalışır. Topu yakaladığında “istop” diye bağırır. Bağırır bağırmaz, diğer oyuncular
bulundukları yerlerde durmak zorundadırlar. Daha sonra topu yakalayan kişi topu
oyunculardan birine doğru fırlatır, eğer vurmayı başarırsa oyunu kazanır
MENDİL KAPMACA: Genellikle okulda
öğretmenin gözetimi ve hakemliğinde oynanan bir oyundur.Çocuklar iki
gruba ayrılır, arada belli bir mesafe bırakarak karşılıklı olarak yerlerini
alırlar. Her oyuncunun rakibi karşısındaki oyuncudur. Bu iki grubun tam
ortasında bir çocuk elinde mendille durur. Hakemin işaretiyle en baştan
birinci sıradaki çocuklar mendili alıp kendi gruplarının bulunduğu yere
rakibine yakalanmadan kaçırmaya çalışır. Eğer rakibine yakalanmadan
mendili kaçırırsa rakip oyuncu kazanan grubun tarafına geçer. Mendili eline
alan oyuncu rakibi tarafından yakalanırsa, bu durumda yakalayan kazanmış
olur. Yakalanan oyuncu karşı takımın saflarına katılır. Tüm oyuncular
birer kez yarıştıktan sonra takımların bulunduğu yerdeki oyuncular sayılır. En
çok oyuncusu olan (kazanan rakibiyle kendi takımına geçtiğinden) takım
yarışmayı kazanmış sayılır.
ÇEMBER YARIŞI: Uzun ve kalın bir
telin ucu halka şekline kıvırıp bir çemberin dışına geçirilir. Uzun telin diğer
ucunu tutarak ayakta yürürüz. Yürüyünce çemberde önümüzde istediğimiz yönde yuvarlanır.
Yuvarlanan çemberle en çok yol alan kazanır.
ORTADA ŞIÇAN: Üç kişiyle oynanıp,
iki kişi kenarda, bir kişi ortada olup, kenardakiler topu atıp ortadaki kişi
almaya çalışır.
BİRDİR BİR: Oyuncular belli
aralıklarla eğilirler. Bir kişi baştan başlayarak herkesin üstünden
atlamaya çalışır. Bu sırada atladığı kişi devrilmeden durabildiyse sıra
ondadır ve atlamaya başlar. Atlayarak sona kadar giden kişi çömelir ve atlamadan
başa döndüklerinde o takım kazanmış olur. Eğer, ilk baştaki atlayamazsa
atlayana kadar devam eder.
BEŞTAŞ: İki kişiyle oynanır.
Oyunun malzemesi 5 adet misket büyüklüğünde yuvarlak taştır. Oyuna
başlayan oyuncu beş taşı iki avucunun içine alıp salladıktan sonra yere
bırakır. İçlerinden bir tanesini eline aldıktan sonra havaya fırlatır, aynı
anda yerdeki taşları birini yerden avuçla alır ve aynı eliyle yukarıya
fırlattığı taşı tutar. Önce tüm taşları birer birer; ikinci turda ikişer
ikişer; daha sonra üçünü bir, diğerini tek olarak alır. Sonunda da
yerdeki dört taşın hepsini bir defa da alır. Sonra bir elinin baş ve
orta parmaklarını yere koyarak bir köprü yapar, diğer eliyle taşları
yere fırlatır. İçlerinden birini eline alır ve onu yine havaya atarken
yerdeki taşları anlaşmalarına göre ( iki ya da üç ) hamlede eliyle
kurduğu köprünün altından geçirir. Hepsini geçirdiğinde oyunu kazanır.
Bunları yaparken havaya fırlattığı taşı düşürürse, ya da yerdeki taşları
alırken diğerlerine temas ederse oyun sırası diğer oyuncuya geçer.
DOKUZ KİREMİT: Farklı büyüklükte
dokuz taş (kayrak taşı) üst üste konulur. İki grupla oynanır. Bir grup taşları
bekler, diğer grup elemanları sıra ile bezden sarılarak yapılmış yumruk
büyüklüğünde bir topu atarak
taşları devirmeye çalışır. Yığından taş yıkmayı başardıkları zaman kaçarlar.
Bekçi olan grubun elemanları topu aralarında birbirlerine atarak
kaçanları vurmaya çalışırlar. Vurulan oyundan çıkar. Kaçan grup
elemanlarının hepsi vurulmadan taşları tekrar yığmayı başarırlarsa çul
yapmış sayılırlar ve oyun yeniden başlar
SAKLAMBAÇ: Bir kişi ebe olup sesli olarak sayı sayar. Bu
arada diğerleri saklanır.Ebe saymasını bitirdiyse dolaşıp bulduğu
kişileri sobe diyerek belirtir.
KÖREBE: Bir kişi ebe olup gözleri bağlanır, Bu arada diğerleri ebeye
yakalanmamaya çalışır. Ebe bir oyuncuyu yakalarsa, yakalanan kişi ebe olur.
ŞAKA (MİSKET-BİLYE): Küçük cam topları ile çok çeşitli oyunları
vardır. Bunların en bilineni HAMPA, VARGEL’dir. Hepsinde amaç karşı oyuncunun
misketini almaktır.
SALLANGIÇ (SALINCAK): Eskiden özellikle bayramlarda, köyün sembolü
haline gelen Çamın üstünde, (bahse konu bu tepe köyün Sivaslı tarafından
girişinde ve büyükçe bir çam ağacının bulunduğu bir yerdi. Bugün bile hala bu
isimle adlandırılır. Burada bulunan o çam ağacı bir şimşek çakması sonucu
kurudu ve bugün yerinde yeller esiyor. 10-15 yıl kadar önce aynı alana çam
ağaçları dikildi ancak eski çamın popülaritesi yok tabii ki) kızlar çamın
dallarına kurdukları urgan’dan (kalın ip, halat) salıncaklarla sallanır ve
eğlenirlerdi. Bu salıncak bildiklerimizden farklı idi. Normal salıncak gibi bağlanan ip üzerine
minder yada tahta bir oturma alanı oluşturulur, bu alanın altından ilave bir ip
uzatılır ve salıncağa binen kişiyi bir başkası bir sağa bir sola doğru
sallardı.
DÖNME DOLAP: Ortaya kalın ve yerden yüksekliği
TİSKELEMBİÇ (FİSKELEMECE): Bir kişi ebe olup elleri ile gözlerini ve
yüzünü kapatır, diğer oyuncu ise parmakları ile ebenin yüzüne kapalı eline sert
bir şekilde fiske vurur, sonrasında hızlı bir şekilde her iki ekinin aynı
parmağını havaya kaldırır. (Örneğin Yüzük parmaklarını) Ebe ise fiskeyi
yedikten sonra vuran oyuncunun hangi parmaklarını kaldıracağın tahmin ederek
iki elinin aynı parmaklarını kaldırır. Bilirse fiske atma sırası ona geçer.
Bilemezse bilinceye kadar fiske yer.
KİBRİT ATMACA: 4 ve daha fazla sayıda kişi oynanır. Bir kibrit
ve kıvratılarak sertleştirilmiş bir mendilden yapılan tura (Kırbaca benzer)
oyunun malzemeleridir. Kibritin dik yüzünün birisine BEY, diğerine TURA yazılır.
Oyuncular yere kibriti takla attırarak atarlar. Bu atış sonrasında kibritin bey
tarafı üste gelecek şekilde dik durursa, atışı yapan kişi bey olur. Diğer
oyuncunun da tura yazan kısmını dik getirdiğini varsayalım. Sırası gelen oyuncu
kibriti atar ve konduramazsa, yani dik veya yatay şekilde durduramazsa bey
tarafından ceza verilir. Bu ceza sınırlandırılabileceği gibi sınırsız da olur.
Örneğin 10. Tura eline aldığı kırbaç haline getirilmiş mendil ile kibriti
konduramayan oyuncunun avuçlarına 10 sefer vurur. Oyuncular kibriti kondurursa
ceza almaktan kurtulur. Bey yada tura kısmını kondurduklarında ise beylik yada
tura el değiştirir. Vuruş hızı turanın insafına kalmıştır. İlk başlarda insaflı
vuran turacıların, oyun kızıştıkça vuruş şiddeti de artar.
YUMRUK YUMRUK ÜSTÜNDE: 3-4 kişi ve güvenilir bir hakem yardımıyla
oynanır. Bir oyuncu ebe olur ve yüzükoyun (yüzü yere bakacak şekilde) cenin
vaziyetinde yatar. Diğer oyuncular ellerini yumruk yaparak ebenin sırtı üstünde
üst üste koyarlar. Ebe en üstte kimin yumruğu olduğunu bilmeye çalışır. Bilirse
bilinen kişi ebe olur. Bilemezse diğer oyuncular arı gibi vızlayarak, ebeyi
gıdıklarlar. Hakemin onayı ile yeterli cezayı alan ebe yeniden tahminde
bulunur.
3