



ADINA YAYALAR DERLER...
Hani vardır ya her yerde, hissetmek
istersin oranın varlığını.
Hani hep yanı başınızdaymış
sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an oradasın.
orada olduğunu unutuverirsin bir
andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık insanları açar sana kollarını
sarılır ağlarsın omzunda doya doya...
Senin sorununu kendi sorunu gibi
benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta ayrılmak istesen de koparıp atamazsın.
Bir türlü sevindiğinde ise senden
fazla mutluluk duyar.
O senin için farklıdır bütün
kasabalardan, tabii sen de onun icin.
Aranızdaki sevginin bitmesine izin
vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez.
Ne zaman yardıma ne zaman insana ne
zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için
ayarlamıştır.
Beraber gülüp beraber ağlarsınız,
daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize.
O sana gülmeyi öğretir sen ona
kahkaha atmayı,
O sana emeklemeyi öğretir sen ona
yürümeyi,
O sana okumayı öğretir sen ona
yazmayı ve bu böyle sürüp gider....
İşte bunun adına YAYALAR derler...
Hayata hiçbir şeyiniz olmasın ama hep
bir YAYALARınız olsun...

Yayalar
Kaşı’na toplar kuruldu,
Emin de oğlan dar sokakta vuruldu.
Emin’in vurulması eşe dosta duyuldu,
Muhanetin Tilki de Mahmut muhanet,
Biricik oğlum Ahmet, amcasına emanet.
(Kynk: Yayalar.bel.tr.)
Bu ağıtı duyunca; Isak’ın Ömer’le ilgili bir ağıt olduğunu
hatırladım. Sonradan Türkü haline geldiğini öğrendiğim bu ağıtın sözlerini
bilen birileri var ise bizimle paylaşırsa biz de sizlerle paylaşırız.
KASABAMIZI TANIYALIM
Yayalar Adı Nereden
geliyor?
İki rivayet Yayalar
isminin kaynağı hakkında bize bilgi aktarmaktadır.
1. Yayalar kasabasında
bulunan insanlar işlerini genellikle yaya olarak hallederlermiş. Bu nedenle
yayalar denmiştir.
2. Köyün ilk kurulduğu
döneminde, buraya gelen Yörük beyi’nin ismi Yahya imiş. Ve bu beyin adından
dolayı onun oturduğu bölgeye Yahyalar denmiş. Zamanla aradaki h harfi
söylenişte kaybolmuş ve Yayalar kalmıştır.
Komşuları: Kuzeyde
Azizler Köyü, Güneyde Ağaçbeyli Kasabası, Batıda Budaklar Köyü, doğuda ise
Tatar kasabası ile çevrilidir. Kasabanın Kuzey tarafındaki meralarında 1985’li
yıllarda Orman bakanlığınca ağaçlandırma yapılmış ve çam ağaçlarından oluşan
minik bir orman oluşmuştur. Kasabanın güneyinde ise ne zaman dikildiği kesin
belli olmayan meşe ağaçlarından oluşan küçük koruluklar ve tarım alanları ile
kaplıdır. Doğusu ve Güneyi tarım arazisi olarak kullanılır. Batısında ise
Budaklar Köyü ile arada kalan küçük bir sulak arazi dışında tarıma elverişli
bir alanı yoktur.
Oda tabir edilen ve
her mahallede, eskiden köye gelen yabancı-yolcu vb.lerinin kaldığı müstakil
evler mevcuttu. Bir çeşit misafirhane işlevi gören bu odaların çoğu zamana
direnemedi ancak hala aktif olarak kullanılan 2 oda mevcuttur. Bunlar biraz da
işlev değiştirerek, özellikle kışları eğlence, eğitim ve kültür merkezi
niteliği taşıyan özel alanlar olarak kullanılmaktadır.
Hizmete açık 3 camisi,
1 Kur’an kursu vardır.
SOSYO-EKONOMİK
ÖZELLİKLERİ ve DEMOGRAFİK YAPISI
Nüfusu: 2000 yılında
2.139, 1997 yılında 2.551, 1990 yılında 2.308 kişi olduğu Nüfus sayım sonuçları
olarak tespit edilmiştir.
Geçim kaynakları:
Yüzde 90’ı tarımla, geri kalanı hayvancılık ve ticaretle uğraşır. Yetişen tarım
ürünü olarak; arpa, buğday, nohut, tütün, haşhaş, ayçiçeği, sulak arazilerinde
fasulye, darı ön plana çıkar. Ayrıca
domates,
biber ve çeşitli meyveler sulak arazilerde yetiştirilir
ama bu sebzelerin ekonomik değeri yoktur. Ticaretten ziyade kendi ihtiyaçları
için üretilir 5.000 dönüm tarım arazisi olduğu tahmin edilmektedir. Bunun çok
az bir kısmında sulu tarım yapılır. Bu alan Banaz çayının geçtiği dere boyları
ile Çeşme deresi denen ve pınarları ile ünlü olan bir vadiden ibarettir.
Hatta bu Çeşme Deresi
denen mevkide bazı insanların arazileri veraset yoluyla bölüne bölüne bir
kilimin kapladığı alan kadar kalmıştır. Mesire yeri olarak da kullanılan bu
araziler hem sulak, hem de verimlidir. Tarımsal işler genellikle makine
ağırlıklı olarak yapılıyorsa da insan gücü gerektiren işler de hala ağırlığını
korumaktadır.
Çeşitli meyve türleri
de yetiştirilmektedir. Bunların başlıcaları; üzüm, kavun, karpuz, erik, dut,
kayısı, şeftali, elma, armut, ceviz, çağala-bademdir. Ancak bunlardan sadece
üzüm ekonomik açıdan değerlidir. Diğerlerini kasaba haklı kendi ihtiyacı için
üretir.
Hayvancılık 15-20 yıl
öncesinde çok daha önemli bir geçim kaynağı iken, son dönemde etkisi
azalmıştır. Ancak son birkaç yıldır yine bir artış söz konusudur. Küçükbaş
hayvancılık (Koyun-keçi) hayvancılıkta ön palana çıkmaktadır. Yine son yıllarda
boriler (etlik piliç) üretimi yapan modern kümesler de kurulmuştur.
Sanayi: 1985-1990
yılları arasında dokuma tezgâhları çok yaygınlaşmış; amerikan bezi (Kaput),
tülbent ve sargı bezi üreten küçük işletmeler kasaba halkının neredeyse yarısına
yakın bir kısmının uğraşı haline gelmişti. İlginç bir enstantane aktarayım: O
dönemlerde biz orta okula giderdik ve okumacılar-dokumacılar arası futbol maçı
yapmak her günün normal işlerinden biri halini almıştı. Kasaba halkının
yarısının evinin altı bir dokuma fabrikası halini almıştı. 6-7 tezgahlı küçük
işletmelerden tutun da, 20-25 tezgaha sahip işletmeler bile oluşmuştu. Geçmiş
zaman kipiyle aktarıyorum, çünkü gelen bir ekonomik kriz sonrası mantar gibi
açılan o küçük dokuma işletmeleri, yine aynı hızda kapandı. Bu gün için köyde
bu işi yapan yok. Varsa da ben bilmiyorum.
Ticari Hayat:
Kasabamızda 2 marangoz atölyesi, 3 demir doğrama ve kaynak atölyesi, 2
benzinlik, 2 tamirhane, 1 gübre-yem satış istasyonu bulunmaktadır. Yine
kasabamızda 11 bakkal ve 6 kahvehane işletmesi mevcuttur. Ayrıca il ve ilçe
merkezine toplu taşıma yapan 9 tane minübüs, pazarcılıkla uğraşan 12 seyyar
manav vardır. Kasabada Kasap, yerleşik manav, 2 berber dükkanı, bulunmaktadır.
Uşak merkezde bulunan
Tabakhanelerde (Deri İşleme fabrikalarında) çalışan çok sayıda usta ve işçi
mevcuttur. Bu tabakhane işletmelerinin birkaç tanesinin işletmecisi de yine
kasabamız halkından kişilerce yapılmaktadır.
Yurt
dışında işçi olarak çalışan çok sayıda aile de yine Kasabamızda mevcuttur.
Kasaba içinde Almanyalı-Alamancı olarak ifade edilen ve Avrupa’nın farklı
ülkelerinde çalışan gurbetçilerimizin de kasabamız ekonomisine katkıları
yadsınamaz. Bugün kasabada veya il ve ilçe merkezinde kurulu çoğu işletmenin
kurucusu, öncelikle Yurt dışında çalışmış ve oradaki birikimlerini yatırıma
dönüştürerek bu günkü noktalara gelmiştir.