Ana Sayfa

Tanıtım

Ulaşım

Gururumuz

Öğrenciler

İdareciler

Unutulanlar

Unutulanlar2

Gelişmeler

Portreler

Sözlük

Basın

Albüm

Albüm2

Komik

Adetler

El Sanatları

Düğünler

Ramazan

Diğerleri

Bizim Sayfa

Linkler

Z. Defteri

 

ADINA YAYALAR DERLER...

                              

Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin oranın varlığını.

Hani hep yanı başınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an oradasın.

orada olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık insanları açar sana kollarını sarılır ağlarsın omzunda doya doya...

Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta ayrılmak istesen de koparıp atamazsın.

Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar.

O senin için farklıdır bütün kasabalardan, tabii sen de onun icin.

Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez.

Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır.

Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize.

O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı,

O sana emeklemeyi öğretir sen ona yürümeyi,

O sana okumayı öğretir sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....

İşte bunun adına YAYALAR derler...

Hayata hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir YAYALARınız olsun...

 

Yayalar Kaşı’na toplar kuruldu,
Emin de oğlan dar sokakta vuruldu.
Emin’in vurulması eşe dosta duyuldu,
Muhanetin Tilki de Mahmut muhanet,
Biricik oğlum Ahmet, amcasına emanet.

 

(Kynk: Yayalar.bel.tr.)

 

Bu ağıtı duyunca; Isak’ın Ömer’le ilgili bir ağıt olduğunu hatırladım. Sonradan Türkü haline geldiğini öğrendiğim bu ağıtın sözlerini bilen birileri var ise bizimle paylaşırsa biz de sizlerle paylaşırız.

 

 

KASABAMIZI TANIYALIM

 

Metin Kutusu: HASAN TEPESİ’NDEN BAKINCA 

Hasan dolaşmış mıdır bilinmez tepede
Belki üzüm bile koymamıştır sepete
Yayalar’a bakarken Hasan Tepesi’nden 
Ahmet Dayı mor üzüm getirir küfede

Buradan yağmur duasında taşlar toplanır
Çocuklar evden kaçınca orada saklanır
Gönlüne söz geçiremeyenler aşıklar
Ferdi Tayfur’un şarkılarıyla dertlenir

Hasan Tepesi’nden Yayalar’a bakınca
Mavi bulutlar kasabamızı sarınca
Farklı buudda karşılar seni Yayalar 
Minarelerden ses verir Hüseyin Hoca

Dön arkanı, yönünü derelere çevir,
Her dereden ayrı ses, ayrı koku gelir
Yamaçlarına yeni çamlar dikti devlet 
İğde ve çam kokuları birlikte gelir.

Yayalar Adı Nereden geliyor?

 

İki rivayet Yayalar isminin kaynağı hakkında bize bilgi aktarmaktadır.

 

1. Yayalar kasabasında bulunan insanlar işlerini genellikle yaya olarak hallederlermiş. Bu nedenle yayalar denmiştir.

2. Köyün ilk kurulduğu döneminde, buraya gelen Yörük beyi’nin ismi Yahya imiş. Ve bu beyin adından dolayı onun oturduğu bölgeye Yahyalar denmiş. Zamanla aradaki h harfi söylenişte kaybolmuş ve Yayalar kalmıştır.

 

Komşuları: Kuzeyde Azizler Köyü, Güneyde Ağaçbeyli Kasabası, Batıda Budaklar Köyü, doğuda ise Tatar kasabası ile çevrilidir. Kasabanın Kuzey tarafındaki meralarında 1985’li yıllarda Orman bakanlığınca ağaçlandırma yapılmış ve çam ağaçlarından oluşan minik bir orman oluşmuştur. Kasabanın güneyinde ise ne zaman dikildiği kesin belli olmayan meşe ağaçlarından oluşan küçük koruluklar ve tarım alanları ile kaplıdır. Doğusu ve Güneyi tarım arazisi olarak kullanılır. Batısında ise Budaklar Köyü ile arada kalan küçük bir sulak arazi dışında tarıma elverişli bir alanı yoktur.

 

Oda tabir edilen ve her mahallede, eskiden köye gelen yabancı-yolcu vb.lerinin kaldığı müstakil evler mevcuttu. Bir çeşit misafirhane işlevi gören bu odaların çoğu zamana direnemedi ancak hala aktif olarak kullanılan 2 oda mevcuttur. Bunlar biraz da işlev değiştirerek, özellikle kışları eğlence, eğitim ve kültür merkezi niteliği taşıyan özel alanlar olarak kullanılmaktadır.

 

Hizmete açık 3 camisi, 1 Kur’an kursu vardır.

 

SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ ve DEMOGRAFİK YAPISI

 

Nüfusu: 2000 yılında 2.139, 1997 yılında 2.551, 1990 yılında 2.308 kişi olduğu Nüfus sayım sonuçları olarak tespit edilmiştir.

 

Geçim kaynakları: Yüzde 90’ı tarımla, geri kalanı hayvancılık ve ticaretle uğraşır. Yetişen tarım ürünü olarak; arpa, buğday, nohut, tütün, haşhaş, ayçiçeği, sulak arazilerinde fasulye, darı ön plana çıkar. Ayrıca  domates, biber ve çeşitli meyveler sulak arazilerde yetiştirilir ama bu sebzelerin ekonomik değeri yoktur. Ticaretten ziyade kendi ihtiyaçları için üretilir 5.000 dönüm tarım arazisi olduğu tahmin edilmektedir. Bunun çok az bir kısmında sulu tarım yapılır. Bu alan Banaz çayının geçtiği dere boyları ile Çeşme deresi denen ve pınarları ile ünlü olan bir vadiden ibarettir.

Hatta bu Çeşme Deresi denen mevkide bazı insanların arazileri veraset yoluyla bölüne bölüne bir kilimin kapladığı alan kadar kalmıştır. Mesire yeri olarak da kullanılan bu araziler hem sulak, hem de verimlidir. Tarımsal işler genellikle makine ağırlıklı olarak yapılıyorsa da insan gücü gerektiren işler de hala ağırlığını korumaktadır.

Çeşitli meyve türleri de yetiştirilmektedir. Bunların başlıcaları; üzüm, kavun, karpuz, erik, dut, kayısı, şeftali, elma, armut, ceviz, çağala-bademdir. Ancak bunlardan sadece üzüm ekonomik açıdan değerlidir. Diğerlerini kasaba haklı kendi ihtiyacı için üretir.

 

Hayvancılık 15-20 yıl öncesinde çok daha önemli bir geçim kaynağı iken, son dönemde etkisi azalmıştır. Ancak son birkaç yıldır yine bir artış söz konusudur. Küçükbaş hayvancılık (Koyun-keçi) hayvancılıkta ön palana çıkmaktadır. Yine son yıllarda boriler (etlik piliç) üretimi yapan modern kümesler de kurulmuştur.

 

Sanayi: 1985-1990 yılları arasında dokuma tezgâhları çok yaygınlaşmış; amerikan bezi (Kaput), tülbent ve sargı bezi üreten küçük işletmeler kasaba halkının neredeyse yarısına yakın bir kısmının uğraşı haline gelmişti. İlginç bir enstantane aktarayım: O dönemlerde biz orta okula giderdik ve okumacılar-dokumacılar arası futbol maçı yapmak her günün normal işlerinden biri halini almıştı. Kasaba halkının yarısının evinin altı bir dokuma fabrikası halini almıştı. 6-7 tezgahlı küçük işletmelerden tutun da, 20-25 tezgaha sahip işletmeler bile oluşmuştu. Geçmiş zaman kipiyle aktarıyorum, çünkü gelen bir ekonomik kriz sonrası mantar gibi açılan o küçük dokuma işletmeleri, yine aynı hızda kapandı. Bu gün için köyde bu işi yapan yok. Varsa da ben bilmiyorum.

 

Ticari Hayat: Kasabamızda 2 marangoz atölyesi, 3 demir doğrama ve kaynak atölyesi, 2 benzinlik, 2 tamirhane, 1 gübre-yem satış istasyonu bulunmaktadır. Yine kasabamızda 11 bakkal ve 6 kahvehane işletmesi mevcuttur. Ayrıca il ve ilçe merkezine toplu taşıma yapan 9 tane minübüs, pazarcılıkla uğraşan 12 seyyar manav vardır. Kasabada Kasap, yerleşik manav, 2 berber dükkanı, bulunmaktadır.

 

Uşak merkezde bulunan Tabakhanelerde (Deri İşleme fabrikalarında) çalışan çok sayıda usta ve işçi mevcuttur. Bu tabakhane işletmelerinin birkaç tanesinin işletmecisi de yine kasabamız halkından kişilerce yapılmaktadır.

 

Yurt dışında işçi olarak çalışan çok sayıda aile de yine Kasabamızda mevcuttur. Kasaba içinde Almanyalı-Alamancı olarak ifade edilen ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde çalışan gurbetçilerimizin de kasabamız ekonomisine katkıları yadsınamaz. Bugün kasabada veya il ve ilçe merkezinde kurulu çoğu işletmenin kurucusu, öncelikle Yurt dışında çalışmış ve oradaki birikimlerini yatırıma dönüştürerek bu günkü noktalara gelmiştir.